Table Of Contenthttp://genclikcephesi.blogspot.com
KAZAN TÖRENİ
Beşinci Basım
Kazan Töreni, Aziz Nesin'in
1957 yılında italya'da yapı
lan Uluslararası Mizah Ya -
rışmasında birincilik alıp
ikinci kez ALTIN PALMİYE
kazanan kitabıdır.
Kazan Töreni bugüne dek
Türkiye'de 48 bin , yabancı
ülkelerdeyse 250 bin tiraj
yapmıştır.
İlk basımı 1957, ikinci
basımı yine 1957, üçüncü
basımı 1960, dördüncü ba
sımı 1967 yıllarında yapıl
mış ve çoktanberi tükendi
ğinden aranmakta olan KA
ZAN TÖRENİ'nin beşinci ba
sımını Tekin Yayınevi kı -
vançla sunar.
•
10 Lira
http://genclikcephesi.blogspot.com
AZİZ NESİN
KAZAN TÖRENİ
HİKÂYELER
Beşinci Basım
TEKİN YAYINEVİ
SUNAR
http://genclikcephesi.blogspot.com
Bu kitabın telif hakkı
NESİN VAKFInındır
Aziz Nesin, Türkiye'de ve
başka ülkelerde yayınlanacak
kitaplarının, sahnelenecek o-
yunlarının, filme alınacak e-
serlerinin telif haklarıyla, bü
tün eserlerinin iç ve dış radyo
ve televizyonlarda temsil ve
yayınlarından elde edilecek te
lif haklarını tümüyle NESİN
VAKFFna bağışlamıştır. NE
SİN VAFFFnın amacı vakfın
yurduna her yıl alınacak dört
kimsesiz ve yoksul çocuğu, ilk
okuldan başlatarak yüksek o-
kulu, meslek okulunu bitirin
ceye yada bir meslek edinin
ceye dek, her türlü gereksi
nimlerini sağlayarak barındır
mak, yetiştirmektir. NESİN
VAKFFnın senedi gereğince,
bu vakfın amacına uygun ol
mak koşuluyla, her dileyen
hertürlü yardım, katkı ve ba
ğışta bulunabilir.
İsteyenlere Yayınevimiz Ne
sin Vakfı broşürünü gönderir.
T E K İ N YAYINEVİ
Ankara Caddesi. No: 51
İ s t a n b u l
Kapak : Erkal Yavi (San Grafik)
* Bu kitabın 1957 yılında birinci ba
sımı yapıldı, (8000) tane basıldı.
e «Kazan Töreni» adlı hikâye, 1957
yılında İtalya'da yapılan Uluslara
rası Mizah yarışmasında birincilik
alarak ALTIN PALMİYE kazandı.
s Birinci basımı kısa zamanda tüken
diğinden, aynı yıl içinde (1957)
ikinci basımı yapıldı, (10.000) tane
basıldı.
m 1960 yılında üçüncü basımı yapıldı,
(8000) tane basıldı.
e 1967 yılında dördüncü basımı yapıl
dı, (12.000) tane basıldı.
• Tekin Yayınevi, KAZAN TÖRENİ'-
nin beşinci basımını kıvançla su
nar.
K A Z A N
T Ö R E N İ
Biri — Buyurun efendim, rica ederim, böyle
buyurun! Bizim gazetecilere karşı son derecede
şeyimiz vardır. Yaaa...
Başka biri — Tebrik ederim beyefendi.
İkincisi — Teşekkür ederim. Ama anlayama
dım,, neyi tebrik ediyorsunuz?
Başka biri — Yeni kazanınızı...
— Haaa.. Evet, evet... Kazanı değil mi? Ka
zamız olmuyor Beyefendi... Kazan çok mühim...
— Büfeye buyursanıza... Bir aperatif... Vali
bey de teşrif edecekler. Neredeyse, bir yerden çı
kar gelirler.
Üçüncü — Zâtiâlinizle bir yerden tanışıyoruz,
ama nereden?
Başka üçüncü — Simanız bana da hiç ya
bancı gelmiyor. Sizi bir yerden gözüm ısırıyor. Du
run bakayım, siz Mezbahaya yeni yapılan kapının
açılış törenine teşrif etmişmiydiniz?
— Maalesef... Efendim, törenleri aynı güne
getiriyorlar, yetişemiyoruz. Bendeniz o gün, cam
fabrikasına yeni bir baca ilâvesi dolayısiyle yapı
lan törene gitmiştim.
— Ah beyefendi, ben o törene maalesef gele
medim. Arkadaşlar söylediler, bir Çerkestavuğu
— 7 —
http://genclikcephesi.blogspot.com
varmış, anlata anlata bitiremediler. Efendim, in
san her tarafa birden yetişemiyor.
— Durun, durun... Sizi şimdi çıkardım, siz
Japonya'dan satın alman geminin...
— Tamam, geminin dâvetine gelmiştim. Ben
de sizi hatırladım. Hattâ o gün hep kremalı turta
yiyordunuz da, dikkatimi çekmiştiniz.
— Evet, evet... Pek severim kremalı turtayı.
Efendim, daha evvel şeydeki ziyafette biraz fazlaca
kaçırdığımdan, o canım etlere el süremedim.
Daha başka biri — Bu koydukları ne kaza-
nıymış?
Daha daha başka biri — Vallahi bilmem...
Kazan işte... Çamaşır kazanı değil herhalde...
— Üzerinize afiyet, midemden çok muztari-
bim. Hazımsızlık başladı...
— Bendeniz de öyleyim Beyefendi. Son zaman
larda herkes midesinden şikâyetçi. Sâri bir hasta
lık oldu. Ben yanımda karbonat taşıyorum, ister
seniz bir avuç vereyim, yutun.
— Ah, teşekkür ederim. Bundan sonra öyle
yapmalı. Ben de yanımda bulundurayım. Öö-Ööö...
— Yaradı beyefendi... Geğirmek iyidir.
— Öö - Ööööö - Üüüüü... Aman hindi kızart
ması pek nefis olmuş. Buyursanıza!...
— Teşekkür ederim, ben börekleri tercih ede
rim.
İçlerinden biri — Bu şişman zat kim?
İçlerinden öbürü •— Hangisi? Viski içen mi?
— Hayır öbürü.
— Hani muzu ısırıyor, o mu?
• — Öteki...
— 8 —
— Soğuk et yiyor hani?..
ı— Onun arkasında, elini mayonezli levreğe
uzatmış...
—• Haaa... Bilmem, hep görürüm ama...
Bir adam — Maksat tören mören değil... Bü
tün bu ziyafetler filân hep görüşmemize vesile...
Adamın biri — Tabiî, ona ne şüphe... Bu zi
yafetler de olmasa, görüşemiyeceğiz vallahi... Efen
dim, eskiden, bendeniz çocukken, peder merhum,
bendenizi elimden tutar, her gün bir tekkeye gö
türürdü. Pazartesileri Üsküdar'da bir Rüfaî dergâ
hına giderdik. Salı günleri Kasımpaşa'daki Nakş-i-
bendî tekkesine, çarşambaları, Çürüklük'teki Ka
diri tekkesine, Perşembeleri, Mevlânakapıdaki
Mevlevîhaneye... Her Allanın günü bir tekkeye...
Evet, evet... Biz de öyle... Orada lokma ederdik.
Gani gani yemekler... Bakır siniler dolar, dolar
boşalırdı.
— Maksat yemek değil, muhabbet...
— Elbetteee... Ciğerden almıyorsunuz...
— Bendeniz dolmaya bayılırım da... Güzel de
yapmışlar.
— Burası ne fabrikası beyefendi?
i— Vallahi iyice bilemiyorum ama, galiba...
makinelere filân bakılırsa, bir makine fabrikası
olacak.
— Maşallah çok büyük bir fabrika...
— Efendim, ne de olsa medeniyet ilerliyor ta
bii... Tavsiye ederim, uskumru dolmaları pek gü
zel...
— Mersi. Buradan çıkınca şeydeki törene gi
deceğim de...
— 9 —
— O zamana kadar hazmolur beyefendi.
Tören mi dediniz? Ben de geleyim bari...
— Aaaaa... Tabiî... Buyurun...
— Efendim, insan takip edemiyor, bâzı tören
leri kaçırıyoruz ne de olsa ...
— Maalesef... Geçenlerde gazeteler, Amerika
bize atom tesisatı verecekmiş diye yazdı. Sakın bu
rası yeni atom fabrikamız olmasın...
— Şurada kazan mazan diye lâf ediyorlar.
— Kazanmalı, kazanmalı beyefendi, çalışıp
kazanmak lâzım.
Bir insan — Kurdelâ kesilmiyecek mi?
Başka bir insan — Vali Beyefendiyi bekliyor
lar.
— Bu fabrikanın sahibi kim beyefendi?
— Amerikalıların olacak...
— Hiç zannetmem. Amerikalılar böyle ziya
fet miyafet vermezler adama... Fabrika bizim ol
masına bizim ya, acaba Tekel İdaresinin mi, Sular
İdaresinin mi?
—. Amma yaptınız. Fabrikada su yapılır mı?
Ne fabrikası burası?
— Kazan fabrikası...
— Öyleyse Tekelindir. Herhalde rakı kazan
ları... Şu adamı her törende görürüm.
— Şu baştakiler kim?..
— Davetli mebuslar... Yarın şeydeki açılış
törenine gelmiyor musunuz?
— Tabiî... Gitmesem ayıp olur. Bademler ba
yat, farkında mısınız?
Bir kişi — Memleketin kalkınması her şey
den evvel fabrikalara dayanır birader...
İkinci biri — Keşke her gün bir fabrika açıl
sa... İstakozlar pek güzelmiş...
—. Siz İstakozu, dünkü törende verilen ziya
fette yiyecektiniz. Bu küçük kim? Mahdum mu?
Allah bağışlasın.
— Cümleninkini...
— Al oğlum, bak elma mı istersin, portakal
mı? Pasta mı? Al yavrum...
— Şişşşt!... Beyefendi geldi...
— Kim o?
—• Bilmem... Fabrikanın sahibi galiba... Yok
sa Bakan mı?
— Umum müdür olmasın... Şey... Bendeniz
zatiâlinizi bu kadar zamandır tanırım, her tören
de, her şölende buluşuruz da, sorması ayıp olmasın
ama, zâtıâlinizin ne iş yaptığım bilmem...
—. Bendeniz mi?... Şey... Beyefendi açış nut
kuna başlıyor galiba...
— Muhterem vatandaşlar!.. Bugün (çatal bı
çak sesleri) açılış törenini yaptığımız Tezgâhtara-
ğa Elektrik santralımızın dördüncü kazanının ye
rine konması münasebetiyle, hepinizi tebrik ede
rim. Bu kazanı, Amerikadan hiçbir yardım gör
meden, kendi kendimize yerine koyduk. Macar
millî takımının 3 — 1 yenen azmimiz, enerjimiz,
heyecanımız burada da kendini göstermiş, kazanın
tam ocağın üstüne konulmasında, üç Amerikalı
mütehassıs, iki mühendis, dört ustabaşmdan başka
hiçbir yabancı kuvvete lüzum gösterilmeksizin, ka-
zan-ı mezkûr, mahall-i mahsusuna kendi kuvvetle
rimiz tarafından vazedilmiştir. Ancak kazan yerine
— 11 —