Table Of ContentAslanlı Yol
Sevan Nişanyan
Aralık 2013 - Propaganda Yayınları Birinci Baskısı
İlk basım: Liberte Yayınları, 2013, İstanbul
ISBN No: 978-1-927893-22-7 (ePub), 9978-1-927893-23-4
(mobi)
Baskı Öncesi Çalışma: Propaganda Yayınları
Kapak: İç Mihrak Propaganda Tasarım Kolektifi
Propaganda Yayınları
www.propagandayayinlari.net
[email protected]
Sevan Nişanyan
nisanyan1.blogspot.com
[email protected]
Önsöz
Dindar ve mazbut bir kalem arkadaşım bir gün gene bana
İslamî hayat tarzının faziletlerinden söz eden bir not yazmıştı.
Dayanamayıp uzun bir cevap döşendim. New Jersey’de
sıradan bir Amerikalı iken yollara düşüp Filistin’de bir
manastıra kapanan Philip’i, Sri Lanka’da bir hapishanede
bütün gün gülümseyerek oturan Budist rahibi, Amazon
ormanlarında çıplak Kızılderililere hayatını adayan peder
Augustín’i, Kolombiya’da sekiz kocadan olma dokuz
çocuğuyla pansiyon işleten zenci kadını, beni kırk yıl hapse
mahkûm ettirmeye çalışırken pişman olup dostluk kurmaya
çalışan Yusuf Paşayı anlattım. Dünyada bu kadar yol, bu
kadar çeşit insan serüveni varken bunlardan herhangi birini
dışlayan bir hayat önerisi doğru olabilir mi diye sordum.
“Bunları niye anlattın bilmiyorum ama niyetin beni
çatlatmaksa muvaffak oldun,” diye cevap yazdı.
Tam o sırada Etyen Mahcupyan Agos’a yazmam için ısrar
ediyordu. Siyasi konulara girmeyi canım istemedi, bu
hikâyeleri bir yazı dizisine çevirmeye karar verdim, maksat
çatlatmaya devam etmek. Görünürde gezi hikâyeleri anlattım.
Oysa gezi kisvesi altında anlattığım şey insan serüvenleri idi
– kendi yolunu ararken bir an karşılaşıp sonra gözden
kaybettiğin bin çeşit hayat, bin çeşit varoluş ihtimali.
O karşılaşmaların – ve gözden kaybedişlerin – hüznü
yazdıklarımın çoğuna sinmiştir sanırım, üslubun hafifliğine
kanmayın siz. Hem iki yönlü hüzün. Bir, şahsi: bunca ihtimal
varken tek hayata mahkûm olmak ne acı! İki, felsefi: tek bir
hayat tarzını, hangisi olursa olsun, yücelten ahlak öğretileri ne
kadar zavallı!
*
Yazılarda tutturduğum lakonik üslup genel olarak beğenildi.
Yazıları kitaplaştırmamı önerenler oldu. Lakin çeşitli
nedenlerle arkasını getiremedim, öylece kaldı.
Aradan uzun süre geçtikten sonra dindar ve mazbut arkadaşım
tekrar devreye girdi. Emir kipini andıran bir kararlılıkla o
yazıları derlememi ihtar etti. Tembel öğrenci gibi birkaç gün
kıvırttıktan sonra boyun eğdim. Agos makalelerini kronolojik
sıraya dizdim. Aynı stilde kırk tane yazı daha çıkarabildim.
Araya birkaç otobiyografik not ekleyince, bir de baktım,
hayat hikâyesi gibi bir şey şekillenmiş.
Hayat hikâyesi mi, yoksa olamadığım hayatların hikâyesi mi,
ondan da emin değilim doğrusu.
*
Kitabımın bir müsebbibi Mazbute Hanım ise biri de henüz
bunları okuyacak yaşta olmayan kızım Anahit’tir. Büyük
çocuklarım babalarını iyisiyle kötüsüyle tanıyorlar. Anahit
tanımıyor ve muhtemelen birinci elden tanıma fırsatı
bulamayacak. Onunla belki uzun yıllar sonra gerçekleşecek
bir buluşmanın heyecanı, kendimden bunca söz etmenin
sıkıcılığını hafifleten bir unsur oldu.
İkisine de teşekkür borçluyum.
Şirince, Mayıs 2012
Aslanlı Yol
Adada vapur iskelesinden eve giden bir kilometrelik yola lise
yıllarımda Aslanlı Yol adını takmıştık. Yol boyu aslanlar
sıralıydı ve onlara hesap vermeden eve ulaşmak imkânsızdı.
Aaa Sevan neden yüzün asık? Yüzün gülüyor Sevan, neden?
Paçan yırtık kavga mı ettin? Temiz giyinmişin hayrola?
Geçen gün konuştuğun o kız kimdi? Ama dün onunla
konuşmadın, neden? Aferin akıllı oğlum sen büyük adam
olacaksın! Bi de akıllı derler, senden beklemezdik! Filozof
mu olacaksın, oo ben de çok severim filozofluk! Her birine
ayrı hikâye anlatıp kendimi saklama sanatını Aslanlı Yolda
geliştirdim. Fırsatı bulunca da 17 yaşımda, dünyanın ta öbür
ucuna kadar kaçtım.
Kaçış o kaçış, halâ kaçtığımı söyleyenler var.
1958
1960, babamla
I. Ah, gençlik
I.
Ceddim, atam
İstanbul’da doğmuşum. Babam, babası ve onun babası da
İstanbul’da doğmuşlar. Annemin babası olan Onnig Dedem
galiba Kayseriliymiş, tam hatırlayan yok. İlk gençliğinde
İstanbul’a gelmiş. Bir süre sonra memlekette evinin
yağmalandığı, ailesinin yok edildiği haberini almış. Aylar
veya yıllar sonra iki kızkardeşini bir yerlerde sefil halde
bulmayı başarmış. Hayat boyu o kızlar dedemi sömürdü
diye anlatılırdı.
Anneannemlerin ailesi 1878 harbinde Bulgaristan’dan
İstanbul’a muhacir gelmiş. Babaannesi Bulgarmış, Ermenice
pek bilmezmiş, geldikten az sonra çok genç yaşta ölmüş.
Annemlerin sarışınlığı ondan gelir derler. Babaannemlerin ise
İzmit Bahçecik’li olduğu söylenirdi, ama akraba taallukat
arasında en “İstanbullu” olan da onlardı sanırım.
Babamın babası olan Bedros Dedem, hayatını kitapların
içinde geçiren hoşsohbet, münzevi bir insanmış; ben
doğmadan vefat etmiş. Tanıyanlar beni ona benzetirler.
Gençliğinde Fransızcadan Ermeniceye kitaplar tercüme etmiş,
Nişanyan ve bilmemneyan adlı yayınevi kurmuş, tam
ayrıntısını bilmediğim bir şekilde İnkılap Yayınevinin
kuruluşunda rol oynamış. 1922’den sonra kendi yayınevi
kapanınca sahaflık yapmış. Beyazıt Meydanındaki dükkânı
İstanbul entelijensiyasının mühim adreslerindendi diye
anlatırlar. Hüseyin Rahmi Heybeliada’dan komşusu ve can
dostuymuş; Ebüzziya kardeşler, Adıvar’lar, Ürgüplü Hayri
Efendi, Köprülüzade Fuad arkadaşlarıymış. Geçenlerde bir
Description:Düşünce dünyamızın özgün ismi Sevan Nişanyan, okurlarının karşısına bu kez anılarından oluşan Aslanlı Yol ile çıkıyor.Yanlış Cumhuriyet'te Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu mitlerini sorgulayan, Sözlerin Soyağacı'nda Türk dilinin tarihi köklerini titiz bir araştırmayla or